Gerek kendi yaşadığımız gerek diğer insanların yaşadığı ekmek ve tohum konusunda karşılaştığı zorluklar, çabalarımızı kadim buğdaylara ve ekmeğimize sahip çıkacak bir marka olmaya yönlendirdi. Bir ailenin evine giren en temel besin maddesi ekmeğin ve buğdayın hakkında ciddi araştırmalar yapmayı, en gerçek şekilde insani hızda üretimi ve elde ettiğimiz sonuçtan bu konuda hassas olan herkesi faydalandırmak istedik. Ortaya Zerun 1650 çıktı.

Tabi ki kat edeceğimiz daha çok yolumuz var. Gıda sektöründe, özellikle tohum ve ekmekte “güven” konusunun oldukça yıpratıldığının farkındayız. Yapmış olduğumuz çalışmalar ve tecrübelerimizde, yerel ve gerçek gıda tüketimi konusunda hassas olan ne kadar çok insanımız varsa gerçek gıdanın üretimi konusunda da bir o kadar ciddi ve titiz üreticilerimiz, çiftçilerimiz var. Amacımız bu iki tarafı uygun şartlarda birbiriyle buluşturmak. Unutmamalıyız ki; gıda ürünlerinin “yerel ve gerçek” olmasından daha çok, üreticilerin zihniyetinin ve vicdanının “yerel ve gerçek” olması çok daha önceliklidir.

Zerun 1650” ne ifade etmektedir?

Atalarımız bize şerefli bir mazi, tertemiz bir miras ve eşi benzeri olmayan topraklar bırakmışlar. Bu sebeple bu toprakların buğdaylarından; doğruluk, dürüstlük nişanesi olarak bilinen, zarif ve dümdüz başağa sahip kadim buğday ZERUN‘u, Anadolu mit ve efsanelerinin sembolu geyik ile bir araya getirip ebediliğin, saflığın, yenilenmenin ve yol göstericiliğin sembolü olsun istedik. 1650 rakamı ise M.Ö Hititlerin kuruluş tarihini temsil etmektedir. Gelenekten geleceğe ekmeklerimizi yaparken, bu tutkudan vazgeçmeden büyük bir aşkla ekmeğimizi mayalamaya devam ediyoruz.

Sofranızdan bereket, evinizden gerçek ekmeğin kokusu eksik olmasın.
Sevgilerimizle…

GERÇEK EKMEK SATIN AL